Cumartesi, Nisan 09, 2011

...

Eski yazılarıma bakarken daha önceden yazdığım ama yayınlamadığım bir yazıyı buldum;

Aceleci ve acımasızdır hayat. Kimseyi beklemez. Kimi uzaktan bakarken, zaman önünden geçer, gider. Dışardan bakıldığında derin düşünceler içindeymiş gibi görünür, aslında hiiiç bir şey düşünmez. Düşünmekten usanmıştır artık. Dün neredeydim, bugün neredeyim, dün hayatımda kimler vardı peki ya şimdi geriye kimler kaldı. Asla yanımdan ayrılmaz dediğin, beni yüz üstü bırakmaz dediğin, her anını beraber yaşadığın insan bir anda yok oluvermiştir. Kalırsın öyle dımdızlak ortada. Hala daha yanında olanlara sımsıkı sarılırsın, hiç bırakmamak üzere. Sonra düşünürsün gidenlere de bir zamanlar

sarılmıştın, karşılıklı yalanlar söylenmişti sen beni bıraksan dahi ben bırakmam, seni asla kıramam diye. Kıramazmış, kırmazmış peaaah kırılmayı bırak her şey tuzla buz olmuştur. Düşünürsün boş boş bir müddet. Arkasından kendine gelirsin, amaaan en azından ders aldım, büyüdüm bir daha aynı hatayı yapmam diye. Toparlanırsın, zaman geçer yine aynı şeyler hem de aynı seyriyle başkası üzerinde tekrar yaşanır. Bu sefer hataları kendi üzerinde aramaya başlarsın. Kendini suçlu hissedersin hatta zaman zaman kendinden nefret etmeye kadar varır bu boyut.

Ben anladım herkesin üstünde zaman zaman İyor'um kara bulutlar dolanıyor. Nereye gitsek bizi takip eden, o an sadece bizim üzerimizde dolanan. "Ne yaptım kime ne zararım dokundu" gibi düşünceler ise kendimizi üzmekten başka bir şey getirmiyor. Yaşanması gerekiyormuş yaşanmış ne yapalım diye düşünmek en güzeli. Bazen hepimiz bu kedi gibi önümüzden akıp giden zamana ve her şeye boş boş bakıp müdahale edemiyoruz.

0 yorum: